
Yargıtay’ın 20.10.2025 tarihli, Çalışma ve Toplum dergisinin son sayısında yayınlanan öğretici kararı, iş hukukunda sıkça tartışılan maktu aylık ücret sistemine yeniden ışık tutuyor. Bu karar vesilesiyle konuyu biraz daha derinlemesine hatırlayalım:
Maktu Aylık Nedir?
“Maktu” kelimesi sözlükte “kesin olarak değeri biçilmiş, götürü, pazarlıksız” anlamına gelir. İş hukukunda ise işçiye her ay sabit bir tutarda ücret ödenmesini ifade eder.
4857 sayılı İş Kanunu m.49/4: “Ücreti maktu olarak belirlenmiş olan işçilere, hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli oldukları hallerde dahi aylıkları tam olarak ödenir hükmü, maktu aylığın özünü ortaya koyar: İşçi ay içinde hastalık, izin veya başka bir mazeretle işe gelmese bile, ücretini tam olarak almalıdır.
Maktu Aylıkta Ücret Nasıl Ödenir?
• Ayın 28, 29, 30 veya 31 gün sürmesi fark etmez; 30 gün üzerinden sabit ücret ödenir.
• Genellikle beyaz yakalı personel için tercih edilen bir sistemdir.
• İşçi hastalık nedeniyle işe gelmese bile, aylık ücretini tam olarak alması esastır. Bu da iki şekilde olur;
-İşçi GİGÖ. alır, işveren bu ödenek ile ücret arasındaki farkı karşılar
-İşveren ücreti tam öder, ama SGK ile anlaşma yaparak ödenekleri doğrudan kendisine aktarır.
Mazeretsiz Devamsızlıkta Ne Olur?
Burada sıkça karıştırılan nokta şu: İşçi mazeretsiz işe gelmezse ücret ödenir mi?
Hayır. Burada genel kural geçerlidir: Ücret, işin karşılığıdır. Ücretin maktu olup olmamasının önemi yoktur.
• 4857 m.32: Ücretin doğrudan iş görme edimine bağlı olduğunu açıkça ortaya koyar. Yine 49/4 “sair nedenle mazeretli” diyerek mazeretli/mazeretsiz ayrımını yapar.
• Hatta hafta tatili ücreti bile işçinin çalışmasıyla bağlantılıdır (m.46).
Ücretin “Maktu Aylık” Olduğu Nasıl Anlaşılır?
• İş sözleşmesinde “aylık tutar” yazması tek başına yeterli değildir.
• Asıl belirleyici olan fiili uygulama ve bordrolardır.
• Eğer bordroda her ay 30 gün üzerinden sabit ücret ödeniyorsa, bu maktu aylıktır.
• Günlük/saatlik ücret sistemlerinde ise ayın gün sayısına göre ücret değişir.
• Yargıtay’ın son kararında da sözleşmeyle yetinmeyip, bordrolara bakması bu nedenle isabetlidir.

